Kayıtlar

Kasım, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Deniz tohumu

 Deniz tohumu Bir gün diyecekler ki sana; denizin dibinde ki yosunlara takıl, boğul. Boğul ama alış.. Denizden kafanı çıkarıp gökyüzünü göreme, boğul ki var olma, var olama.. Var olma ki, denizde ki nefessiz kalışını konfor alanın zannet. Ağlamaların denize karışsın fark edeme... Hissetme sanatı, hissedeme duygularını, hissetme yaşamı.. Hissetme Yıldızların parıltısını Gir denizin daha diplerine, keşfedilmeyeni keşfetmeye. Senden bunu istemeseler de karşı çık! Cesaretini topla! Gökyüzü uğruna, sanat uğruna, hisler ve yaşam uğruna savaş!  İn derine bir tohum ek, boğulma ama dikkat et..  O tohum büyüsün sevginle, yukarıya ufka doğru uzasın! Uzasın ve seni derine çekmek yerine gökyüzüne çıkarsın... 

Göz yaşı sandığı

 Gözyaşı sandığı Gözyaşlarını sakla sakla sakla Diyen bir fısıltı bulunmakta. Bu fısıltının nereden geldiğini bilmemekte İnce ince içine işlemekte. Gözyaşlarını sakla sakla sakla İtekliyor durmayan göz yaşlarını Alıyor bir sandığı Üzerine yazıyor Gözyaşı sandığı. Islanıyor sandığın üzeri Yazı akıveriyor. Sandığın kapağını aciyor İçine Düşen gözyaşları doldurmaya başlıyor sandığı Taşmaya başladığındaysa  Saklıyor en en uzaklara.

Bir yaprak çizmek isterim

 Sarı bir ağaçla selamlaştım Yapraklarının içerisinden  Bir tanesi düştü elimin üzerine Yol boyunca beraber ilerledik Öyle güzel bir yapraktı ki Sarı ıslak kıvrımlı,kenarları tırtıklı Baktım baktım Onu hayatıma kattım

Çöller ormanlar ve anılar

  Bulutların üzerinde süzülüyor kuşlar. Küçük anlara adıyorum kendimi, diyorum. Kendimi bu anılar için var ediyorum, diyorum. Bir otur dostunla çimenlere, çiziktir boyalarla. Keşifler yap dünyana... Biri gider, biri gelirmiş. Bu anlar ve anılar mış. Açılan yara bir şekilde dikilirmiş. Ayrılan yollara ağaçlar dikilirmiş. Koca bir ormana dikilinir. Çölleri yeşillendirilir... Orman labirente çevrilir, biri giderken diğeri gelir, karıştırılan yollarla sonsuzluğa gidilirmiş. Senden başka sıkı sarılan var mı kendine? Yoksa bu insanlar. Sarılmış mı dünyaya? Bu sonsuz dünya uğruna. Yok etmemiş ki ormanları. Baltalar girmemiş mi ormanlardan kurulan sıkı dostluklara.

Evre

 Bulutların arkasına sığınmadan duran Ay’ı seyrediyordum. Kendime gidip geliyorum.  Dolmayan Ay’ı izliyor, düşünüyor, biliyordum.  Her evresini izlediğimi sanacağım ve bunda yanılacağım. Gördüğüm her evreyi beğenirim sanacağım.  Koca bir boşluğa inanacağım. Ancak arkasında bambaşka şeyler saklamış olduğunu anlayacağım. Bir döngünün kurbanı mıydı? Yoksa döngünün kendisi miydi? Hep bunu sorgulayacağım. Bir nefesle hissedeceğim tüm soru işaretlerini ve havada uçuşan ateş böcekleriyle yakacağım o soru işaretlerinin ucunu Sonrasında sonsuzluğa uğurlayacağım. Asacağım tüm kancaları buharla buluşacağım tüm bulutlara el sallayacagım.