Kayıtlar

Ekim, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Piyano telaşı

 Bir bilinmezlik sardıysa seni Kabuklarının içine girilemeyecek kadar da büyüdüyse Boyu seni bile geçtiyse Hızlıca döndürür seni Yere bulantılara bırakırken Çıkagelir bir his daha Bu garip his ki küçültse de seni Sığamazsın ev dediğin yere. Bir mıknatıs gibi çekilirken bu hisse Bir piyanonun telaşı anlamlandıramaz Bu kımıldayan uslanmaz hisler, birbirlerine çelme de taksalar Sonunu bile tahmin ettirmez, sonsuzluğa uğurlanırlar.

Yıldız ritmi

 Bir yıldız kıpırdanıyordu, bana sır vermeye çalışıyordu. Ben de tutuyordum, atıyor ve tutuyorduk sırlarımızı yıllarımızı. “Devam et,” diyordu bana, “Kendin olmaya devam et, yoluna devam et. Yol çok bulandırsa da, yok etse de seni, bulantıya bir çare bul ve ilerle,” diyordu. Yoluna çiçekler ek diye, bir sürü tohum veriyordu bana. Çok göz kırpıyordu, bunu öyle komik yapıyordu ki, kıkırdamaya başlıyordum. Onun gibi kıpırdanıyordum, sözler veriyorduk birbirimize, tutulup tutulmayacağını bilip bilmeyerek.  Dans ediyorduk çoğunlukla, “Ay’a bakıp ne ışık saçıyorsun bu kadar yahu?” diyorduk. Her evre’n güzel midir, dolduğun günkü gibi, diyorduk. Her dolunay olduğunda, cevapsız kalıyorduk. “O doğruyu pek söylemez ki,” diyor, gülüyorduk. Gece nin kıskanç lambaları sarıya dönüyordu,karanlığı delmek yıldızları sömürmek istiyorlardı,Yıldızlarda bu çekişmeyi olgunlukla karşılayıp göz kırparak gösteriyordu.  Yıldızlar, kendilerini gerçekten görmek isteyenlere gösteriyordu.

Papatya sonesi

 Papatya sonesi’ Etraf yemyeşil, el sallıyorlar bana. Çimlerin üzerine kondurulmuş tonla papatya bulunmakta. Bir tanesini koparıyorum dalından, bir nevi katili oluyorum. Bunu pek de düşünmüyorum, dalından tutuyor, etrafında bir tur döndürüyorum. Beyaz yapraklar, bana o meşhur ‘seviyor sevmiyor’u de diyor.. Ama ben ‘olmak ya da olmamak demeyi tercih ediyorum. Hangisi çıkacağım merak ediyorum.. bu merak ki; yağmur yağdıktan sonra açan bir gökkuşağının merakı, bir yöne giden boş teleferik’ in tekrarlı yolu, tele konmuş kuşların havalanışı misali.. Seviyor..sevmiyor.. Olmak ya da olmamak, tek tek koparıyorum küçük yaprakları. Öyle ki koparırken tek tek saymayı unutuyorum. Olmak ya da olmamak.. Bu unutmam uğruna bir papatya daha kurban oluyor bana.  Tekrar başlıyorum, bu sefer odaklanıyorum. Olmak...ya da..olmamak.. tekrar tekrar bir koparış. Her koparışta, her çekişte, acaba papatya çığlık atıyor mu? Diye düşünüyorum. Bu bir anlık düşünüşden sonra devam ediyorum. Son iki kalıyor...

Kaset ve yıldız

 Kafasında binbir kaset çalmakta. Binbir müzik, binbir ezgi, binbir varoluş… Her biri kafasının en içinde, karmakarışıklığın peşinde. Radyonun kapama tuşu bozuk. Kapanmıyor,o kaset susmuyor. Her satır okuyuşunda tekrardan başa dönüyor. Satırdaki kelimeler ve kasetteki melodiler birbirine karışıyor; bir karmaşa başlıyor, bir uyumsuzluktaki uyumluluk oluşuyor. İstemiyor bunu, kaçıyor yıldızlara sığınıyor. Yıldızlardan birini ona adadığını hatırlıyor “Birine bir daha bir yıldız adamayacağım.” Diyor çünkü her yıldız adadığı kişi yıldızın uçlarını kırıyor ya da tozlanmaya bırakıyor, parlatmıyor. Kendine her bu sözü verdikten sonra kendini birine daha yıldız adamışken buluyor ve bunu tekrar ve tekrar yapıyor. Kasette gizlenmeye başlıyor o tizler ve yıldızlara kadar ulaşıyor.

Little

Resim