Düşmüş denize
Bir yokuş arar seni, varoluşun dizeleri gibi. Süzülür bir deniz yıldızı, yapışır bacağına. Kendisine gökyüzünü fırlatmanı ister. Halbuki yapıştığı yerden fırlatılması zordur; halbuki fırlatıldığı yerde yapışması. Biri çıkar der ki: “Düşmeseydi in denize.” O da der ki: “Severim yüzmeyi ve gökyüzünü seyretmeyi.” Bu uğurda vazgeçmişti gökyüzündeki yerinden, atlamıştı denize. Fakat sıkılmıştı artık, gökyüzüne hasret kalmıştı. Uzaktan seyretmek güzeldi, fakat seyredilen olmayı da özlemişti. Denizde pırıldamak zordu; izleyeni az ve uzaktı. Düşüşü acı ama güzeldi. Kalbi karışmıştı, kararı zorluyordu onu. Arada bir yapışıyordu fikirler işte.